Ciddi doğumsal kalp hastalıklarının tanısı genellikle bebeklik döneminde konuluyor. Çünkü bu bebekler doğar doğmaz ağır hastalık belirtileri gösteriyor. Ancak bazılarına tanı konması çocukluk dönemine denk gelebiliyor, hatta erişkinlik dönemine kadar uzayabiliyor. Bu durumun nedeni ise, doğumsal anomalinin çok küçük olması. Bazı durumlarda ise kişi hayatı boyunca hiçbir belirti vermeden ve sorun yaratmadan çok hafif olan bu rahatsızlıkla yaşayabiliyor. Tanı koymak için öncelikle çocuk kardiyolojisi uzmanı, fiziki muayeneden sonra çesitli incelemeler yapıyor. Çocuğunuzla ilgili röntgen tetkiki, elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi veya bazı kan testleri isteyebiliyor.
Elektrokardiyografi (EKG): Çocuğunuzun kalbinde olusan zayıf elektrik akımlarını algılayıp kalp atımını EKG kağıdına zikzak şeklinde kayıt alan bir cihazdır. Herhangi bir elektrik akımı vermediği için çocuğunuz acı hissetmez. Göğüs Röntgeni: Bu yöntemleçocuk kardiyoloji uzmanı, çocuğunuzun kalp ve akciğerinin büyüklüğüyle şekli hakkında bilgi ediniyor. Göğüs filmi ile alınan radyasyon oldukça düşük. Herhangi bir yan etkisi de bulunmuyor. Ekokardiyografi İncelemesi: Bu yöntemlegöğüsün dışında ses dalgaları kullanılarak kalbin hareketli imajları gözleniyor. Bu sırada Doppler tekniği ile ses dalgalarından yararlanılarak, kalp ve damarlardaki kan akımı ölçülüyor. Kardiyolog, bu iki tekniği kullanarak kalbin yapısı ve işlevi hakkında bilgi ediniyor. Bu inceleme yöntemiyle kalp anomalilerinin çok büyük bir bölümüne tanı konulabiliyor. Fetal Ekokardiyografi: Hamileligin 16. haftasından itibaren uygulanabilen, ultrasonografiye benzeyen bir yöntem. Bebeğe ve anneye zarar vermiyor. Bu yöntemle anne karnındaki bebeğin kalbinin ve kalbinden çıkan damarların yapısı ile fonksiyonları inceleniyor. Fetal ekokardiyografi sayesinde doğum öncesi bebeklerde kalp anomalisi olup olmadığı belirlenebiliyor. Anjiyo (Kalp Kateterizasyonu -Anjiyokardiyografi): Kalp kateterizasyonuve anjiyokardiyografi, çok gelişmiş birröntgen cihazı yardımıyla yapılan ileri birinceleme türü. Genellikle kasık bölgesindenatar veya toplardamarlar içerisineyerleştirilip kalbe kadar ilerletilen, ince birtüp (kateter) yardımıyla gerçekleştiriliyor. Efor Testi: Çocuğunuzun yürüme bandı üzerinde hızlı tempoda yürütülmesi sırasında, sürekli olarak kalp elektrokardiyografisinin çekilmesi şeklinde gerçeklestiriliyor. Kardiyak Elektrofizyoloji: Çocuklarda görülen kalp ritmindeki bozukluklar, bazen doğumsal nedenlerle, bazen de kalp ameliyatlarından sonra ortaya çıkıyor. Kalp ritmindeki bozuklukların nedeni ve tipi, kalp kateterizasyonu benzeri özel bir tetkik ile belirlenebiliyor. Kardiyak elektrofizyoloji adı verilen bu yöntem uygulanırken, gereken durumlarda ritim düzensizliğine neden olan odağın ve anormal ileti yollarının ablasyon
(radyofrekans dalgaları ile yakma) denilen bir yöntem ile tedavisi yapılabiliyor. Kardiyak MR: Bazı çocuklarda tüm incelemeler yapılmasına rağmen kalp hastalığı tam olarak teşhis edilemeyebiliyor. Bu çocuklarda sorunun tam olarak ne olduğunu tespit etmek için MR (manyetik rezonans) veya MR anjiyografi gibi bazı ileri incelemelerin yapılması gerekiyor. Bu incelemeler, uzmana özellikle kalpten çıkan ve kalbe dönen büyük damarlar ve akciğer damar yapısı hakkında çok iyi bilgi sağlıyor.
Çocuğunuzun kalbindeki sorunun saptanması için anjiyo kararı alındığında pek çok anne baba endişeye kapılıyor. Ancak endişelenmenize gerek yok! Çünkü anjiyo, bebek ve çocuklarda da sık ve güvenle uygulanabilen bir yöntem.
- Çocuklar genellikle anjiyo olacakları sabah erken bir saatte veya bir gün önce hastaneye yatırılıyor. Size, yatış işlemi yaptıktan sonra anjiyo ayrıntıları anlatılıyor ve bu işlemin yapılması için yazılı izniniz alınıyor.
- Hastane tarafından çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlamak ve endişe duymasını önlemek için bir dizi önlem alınıyor.
- Anjiyo öncesi çocuğunuza yönelik planlanan beslenme programına uymanız isteniyor. Anjiyo uygulaması genel anestezi altında yapılacağı için çocuğun beslenmesine dikkat ediliyor. Genel anestezi alacak kişilerin işlemden önce belli bir saatten itibaren yememesi gerekiyor. Bu nedenle anjiyodan önce doktorunuzun size söyleyeceği belirli bir süreden itibaren çocuğunuza yiyecek, içecek bir şey vermemeye özen göstermelisiniz.
- Gerektiğinde ilaç uygulamak üzere çocuğunuza bir serum kanülü takılıyor.
- Anjiyo boyunca çocuğunuz doktor, hemşire ve teknisyenlerin gözetiminde bulunuyor. Ancak işlem sırasında çocuğunuzu görmeniz mümkün degildir.
- Genellikle anestezi doktoru tarafından verilen anestejik ilaçlar sayesinde çocuğunuz tüm işlem boyunca uyuyor. Dolayısıyla işlemden kaynaklanan bir rahatsızlık duymuyor. Kateterin (damar içine yerleştirilen ince plastik bir boru) yerleştirileceği yer bölgesel olarak uyuşturuluyor. İşlem sırasında kateter bir atardamara veya toplardamara yerleştiriliyor. Kardiyolog özel bir röntgen tekniğinden yararlanarak kateteri görüyor ve kateter kalbe ulasana dek hafifçe itiyor. Kateterden alınan kan örnekleri ve basınç ölçümleri sayesinde kalpteki kusur hakkında bilgi elde ediliyor. Anjiyo esnasında kateterden damarlara ve kalbin odacıklarına X-ışınları ile görülebilen özel bir boya veriliyor. Boyanın verilmesinden sonar röntgen filmi kaydediliyor.
- Anjiyodan sonra çocuğunuz servisteki odasına yatırılıyor ve birkaç saat uyuması sağlanıyor.
- Işlemden sonra hafif bir ateş ve mide rahatsızlığı olabiliyor, ancak bu şikayetler genellikle birkaç saat içinde kayboluyor.
- Anjiyo sonrası çocuk kardiyoloğu, anjiyo sonucu hakkında sizinle görüşüyor.
- Çocuğunuzun hastanede bulunmasını gerektirecek başka bir neden yoksa aynı günün akşamı veya ertesi gün taburcu olması mümkün.
Fetal ekokardiyografi ile anne karnındaki bebegin kalbinde olusan doğumsal kalp hastalıkları tanılanabiliyor. Fakat bu incelemenin zor ve kompleks olması, islemi yapacak uzmanın deneyimli olmasını gerektiriyor. Bu nedenle incelemenin mutlaka uzmanlaşmış merkezlerde yapılması çok önemli.
Hangi durumlarda yapılıyor?
Bazı durumlarda fetusta (anne karnındaki bebek) doğumsal kalp hastalığı görülme riski daha yüksek olabiliyor. Dolayısıyla fetal ekokardiyografi ihtiyacı oluşuyor. Bu durumlar fetusa ait, anneye ait ve ailesel risk faktörleri olarak 3 gruba ayrılıyor:
Fetusa ait risk faktörleri:
- Rutin USG incelemesinde kalp dışı anomalilerin bulunması
- Kromozom anomalisi tespit edilmiş olması
- Kalp ritim düzensizliği
- Rutin USG'de kalp hastalığından şüphelenilmiş olması
Anneye ait risk faktörleri:
- Annede doğumsal kalp hastalığı bulunması
- Teratojenlere maruz kalma
- Enfeksiyona maruz kalma
- Metabolik hastalıklar (diyabet, fenilketonüri gibi)
Aileye ait risk faktörleri:
- Ailede doğumsal kalp hastalığı olması
- Ailede sendromların bulunması (Noonan, Tuberosklerozis)
Ne zaman yapılıyor?
En iyi görüntüleme 22-24. haftadan sonra yapılabiliyor. Ancak bazı ağır kalp anomalileri, 16. haftadan sonra da teşhis edilebiliyor.
Kalp anomalisi tespit edilirse?
Kalp anomalisi saptandıktan sonra bebeğin diger sistemlerinde de sorun olup olmadığı inceleniyor. Ayrıca kromozom analizi yapılıyor. Bebeğin durumu uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Uzmanlar, bebeğin doğumunu bekleme kararı alabiliyor. Bu karar alındıysa, bebeğin doğumunun, gerektiğinde her türlü girişimin yapılabileceği bir merkezde gerçekleşmesi, uzmanların anında müdahale edebilmesi açısından çok önemli. Kalp anomalilerinin çoğu, yapılacak bir kateter girişimi veya kalp ameliyatı ile tamamen düzeltilebiliyor. Ancak anne karnındaki bebekte çok ağır anomaliler saptanırsa, hamileliğin sonlandırılması tartışılabiliyor. Son yıllarda araştırma safhasında olan bazı girişimlerle anne karnında da bazı müdahaleler yapılabiliyor.
Cerrahiye ne zaman başvuruluyor?
Her anomalide cerrahi tedavi gerekmiyor. Çünkü bazı kalp delikleri kendiliğinden kapanabiliyor. Bazı anomaliler ise kateter yöntemi denilen bir işlemle kasık damarından girilerek çözümlenebiliyor. Ancak tedavi gerektiren anomalilerin büyük bir kısmında kalp ameliyatlarına ihtiyaç duyuluyor.
Ameliyatlarda başarı yüksek
Doğumsal kalp sorunu nedeniyle yapılan ameliyatların başarısı gelişmis merkezlerde oldukça yüksek. Genel olarak bu ameliyatlarda başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olduğunu söylemek mümkün. Ancak ameliyatlardaki başarı oranı, risklere göre de çok değisiyor. 4-5 yaşlarında bir çocukta kalbin odacıkları arasındaki deliğin kapatılmasının riski yüzde 0.5 iken, yenidoğan bir bebekte yapılacak çok karmaşık bir ameliyatın riski daha yüksek olabiliyor.