Kalbimizin 4 kapağı var. Gün boyu dinlenmeden açılıp kapanıyor. Ancak yeterli açılmadığında ya da kapanmadığında çeşitli sağlık sorunlarının oluşmasına neden oluyor. Üstelik hastalığın başlangıcında bazen hiçbir belirti vermeyebiliyor. Yıllarca bu sorunlarla yaşayan ama haberi olmayan pek çok kişi bulunuyor.
Kalp kapağı hastalıklarından bahsetmek için öncelikle kalbin yapısından kısaca söz etmek gerekiyor. Kalbin 4 odacığı bulunuyor ve bunlar iki kulakçık ile iki karıncıktan meydana geliyor. Kalbin sağ ve sol kısmını birbirinden ayıran bölmeler var. Bu bölmeler sağ taraftaki kanın sol tarafa geçmesine engel oluyor. İşte kalbimizde bulunan toplam 4 adet kapak, bu boşluklardaki kanın tek yönde dolaşmasını sağlıyor. Vücudumuzdaki toplardamarlardan dönen kirli kan ilk olarak sağ kulakçığa geliyor, buradaki kapağın (triküspit kapak) açılmasıyla sağ karıncığa geçiyor, buradan da pulmoner kapağın açılmasıyla temizlenmek için akciğerlere pompalanıyor. Temizlenmiş kan ise sol kulakçığa geldikten sonra mitral kapağın açılmasıyla sol karıncığa ulaşıyor. Aort kapağının açılmasıyla da temizlenmiş olan kan tüm vücudumuza dağılmak üzere aorta pompalanıyor. İşte bu dinlenmeksizin gerçekleşen açılıp kapanma işlemleri sırasında, kapaklar yeterli kapanamaz veya yeterli açılamazsa ya da her ikisi birden olur, yani ne tam açılma ne de tam kapanma sağlanamazsa, kalp kapağı hastalıkları meydana geliyor.
Kapak hastalıkları doğumsal nedenlere bağlı olabileceği gibi, çocuklukta geçirilen ateşli romatizma nedeniyle veya yaşlılığa bağlı kireçlenmeler sonucunda da gelişebiliyor. Ayrıca enfeksiyon, kapağın gevşek yapıda olması nedeniyle geçirilen kalp krizi sonucunda, kalp yetersizliklerinde ve bazı hastalıklarda ortaya çıkabiliyor.
Kapak hastalıklarında şikayetler, hangi kapakta sorun olduğuna bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Hastalığın erken dönemlerinde kişinin hiç yakınması olmayabiliyor ve bazen yıllarca bu şekilde yaşayabiliyor. Kapak rahatsızlığı arttıkça, kişide bulgular ortaya çıkmaya başlıyor. Bunlar genel olarak çabuk yorulma, halsizlik, çarpıntı, tıkanma hissi, nefes darlığı ve vücutta sıvı toplanmasının bir göstergesi olan ayaklarda şişlik ile kendini belli ediyor. Bazı kapak hastalıklarında ise baş dönmesi, göğüs ağrısı, hatta bayılma yakınmaları da görülebiliyor.
Kapak hastalıklarının tanısı, bu yakınmalar başlamadan, hastanın herhangi bir nedenle doktora gidip normal muayenesinde kalbi dinlenirken üfürüm duyulmasıyla tamamen rastlantısal olarak konabileceği gibi, yakınmalar geliştiğinde bazı özel tanı yöntemleriyle de ortaya çıkarılabiliyor.
Hafif kapak hastalıklarının çoğunda sadece düzenli doktor kontrolleri yeterli oluyor. Şikayeti olanlarda, yakınmalarına ve kapak hastalığının cinsine göre bazı ilaçlar öneriliyor.
Girişimsel yöntemler
Balon Tedavisi ile damar darlığı gideriliyor. Darlık bulunan kapaklara uygulanan bir yöntem. En sık mitral kapağa yapılıyor. Hasta lokal anestezi alıyor. Kasıktaki damardan giriliyor, kalbin odacıklarına ulaştıktan sonra hasta olan kapağa kateter ilerletiliyor. Dar olan kapağa gelince, orada sosis şeklindeki balon şişiriliyor ve darlık olan kapak yaprakçıkları bu yüksek basınç altında bir süre kalınca balon indiriliyor, kapaktaki ciddi darlık ortadan kaldırılmış oluyor.
Minimal İnvaziv yöntemler
Minimal invaziv bir teknik olan endoskopik cerrahide, özel endoskopik cihazlar ile göğüs bölgesine açılan küçük kesilerin içerisinden açık kalp operasyonları gerçekleştirilebiliyor. Ameliyat sırasında cerrahi enstrümanlar tamamen cerrahın kendi kontrolünde oluyor. Ancak cerrahi alanın görüntülenmesi için endoskopik kamera kullanılabiliyor.
Robotik cerrahi ile hassas operasyon
Ameliyat amaçlı geliştirilmiş bir robot, cerrahların yönlendirmeleri sonucunda operasyonu gerçekleştiriyor. Robotik cerrahinin endoskopik cerrahiden temel farkı, cerrahın bir monitörden izleyerek robotun kollarını uzaktan kumanda ederek çalıştırmasıdır.
Ameliyat sırasında cerrah, hastanın yattığı masanın biraz ilerisinde bulunan, ameliyatı kumanda edebileceği bir konsola oturuyor. Bu konsoldan görüntü alıyor ve robotun kollarını hareket ettirebiliyor.
Robotun 4 kolu var. Bunlar 540 derece dönme ve 6 yöne hareket etme özelliğine sahip. Kollardan biri, aslında bir kamera. Yüksek çözünürlükte 3 boyutlu görüntüyü, 10 kat büyüterek monitöre yansıtıyor. Görüntünün 3 boyutlu olması, cerraha operasyon sırasında derinlik hissi kazandırıyor, bunun sonucunda ameliyat bölgesini çok daha net ve ayrıntılı olarak görebilmesini sağlıyor. Cerrah da, bu görüntüler eşliğinde, bir cerrah eli gibi hareket edebilen robotun diğer kollarını harekete geçirerek zor ve hassas bir ameliyatı gerçekleştiriyor.
Cerrahi yöntemler
Klasik cerrahi ile kalp kapağı takılıyor
Kalp içinde, kanın kalp içindeki akış yönünü belirleyen 4 kapak bulunuyor. Bu kapaklar zamanla ve çeşitli sebepler nedeniyle (doğuştan kalp romatizması, kireçlenme veya kapak iltihabı) görevini yapamaz hale geliyor. Kapaklarda daralmalar veya yetersizlikler ortaya çıkıyor. En sık 'arıza' görülen kapaklar, aort ve mitral kapak adı verilenler. Bu durumda bozulmuş olan kapaklar çıkarılıyor ve yerine 'yapay kalp kapağı' takılıyor. Bu işlem de, bypass ameliyatında olduğu gibi bir açık kalp ameliyatı gerektiriyor.
Yapay kapak olarak, mekanik kapak veya biyolojik kapak seçenekleri bulunuyor. Mekanik kapaklar daha dayanıklı ancak ömür boyu kan sulandırıcı ilaç (coumadin) kullanımı gerektiriyor. Biyolojik kapaklar ise daha kısa ömürlü ancak kan sulandırıcı ilaç (coumadin) kullanımına ihtiyaç bırakmıyor. Bazı özel durumlarda 'arızalı kapak' değiştirilmek yerine kapak tamir edilmeye çalışılıyor. Bazen bu tamir oldukça zor bir teknik gerektirebiliyor, ancak kalbin kasılma performansı açısından ve coumadin gerektirmediğinden, yapay kapaklara göre daha çok tercih ediliyor.
Coumadin tedavisi için :
- İlacınızı tarif edildiği şekilde ve her gün aynı saatte alın.
- Protrombin zamanı (PT) testini doktorunuzun söylediği zamanlarda düzenli olarak yaptırın.
- Eğer Coumadin dozunuzu almayı unuttuysanız ve gece saat 24:00'ten önce hatırladıysanız, ilacınızı alabiliyorsunuz. Ancak gece yarısını geçtikten sonra hatırladıysanız, ertesi güne kadar beklemeniz ve sadece o gün için belirtilen miktar kadarını almanız gerekiyor. Asla iki günlük dozu bir seferde almayın. Eğer iki veya daha fazla gün üst üste ilacı almayı unuttuysanız doktorunuzu arayın, doz değişimi gerekebilir.
- Kanamalara dikkat edin. Eğer bir şeylerin normal olmadığını hissediyorsanız, sorunuz varsa, doktorunuza danışın.
Antikoagülan tedavisi için :
- Doktorunuz size kanınızın sulanması için antikoagülan tedavisi başlamayı uygun görebilir. Antikoagülan ilaçlar kanın pıhtılaşma hızını kontrol ediyor, böylece damarlarınızda veya kalbinizde pıhtı oluşmasını önlüyor. Eğer bir pıhtı varsa, bunun büyümesini ve vücudunuzun başka bir yerine gitmesini engelliyor. Coumadin, oluşmuş olan pıhtıyı eritmiyor. Bu nedenle coumadin (antikoagülan ilacınız) hakkındaki bilgileri edinerek doğru ve düzenli kullanmanız tedavinizin başarısını artırıyor, komplikasyon ihtimalini azaltıyor ve tedavi altındayken gündelik hayatınızı sürdürmenize yardımcı oluyor.
- Pıhtılaşma zamanını belirlemek için sizden bazı testleri yaptırmanız istenebiliyor. Bu testler, aldığınız ilacın dozunun yeterli olup olmadığını gösteriyor. Testler doktorunuzun belirttiği zaman aralıklarıyla yapılıyor. Test sonuçları doktora coumadin dozunu ayarlamakta yararlı oluyor ve böylece kanama ile pıhtılaşma arasındaki denge daha iyi sağlanıyor.
Elektrokardiyografi (EKG): Kalp ritminin çekilmesiyle başlıyor. Burada kalbin hızı, düzenli atıp atmadığı, kalbi besleyen damarlarda bir sorun olup olmadığı ve kapak hastalıklarına özgü bazı elektriksel değişiklikler inceleniyor.
Göğüs Röntgeni: Kalbin büyüklüğü ve akciğerlerin durumu değerlendiriliyor.
Ekokardiyografi: Kalp ultrasonografisi olan bu yöntem, ses dalgalarıyla görüntüleme sağlıyor. Hastanın yatarken normal karın ultrasonunda olduğu gibi, göğsüne bir jel sürülerek kalbinin içini açmadan ama açmış gibi görüntüler elde ediliyor.
Kalbin odacıklarının büyüklüğü, kalbin yeterli kasılıp kasılmadığı, duvar kalınlıklarının artmış olup olmadığı, damar yapıları ve bunlardaki doğumsal anomaliler ve çapları ile kapakların durumu inceleniyor. Dinleme sırasında duyulan üfürümler değerlendiriliyor.
Kalp Kateterizasyonu: Çoğu zaman gerek kalmıyor. Hasta uyutulmadan yapılan bir işlem. Kasıktan ince kateterler yardımıyla kalp odacıklarına girilerek yapılıyor, ameliyat gereken durumlarda buna koroner anjiyografi yöntemi ilave edilerek koroner damarlarda sorun olup olmadığı da ortaya konuyor.
Endokardit, kalp kapaklarının, kalp ve damarların içte yer alan tabakası olan endotel tabakasının mikrobik enfeksiyonudur. Doğumsal veya sonradan kazanılmış kalp hastalıkları olan hastalarda görülen anormal kan akımları endotel tabakasına hasar verir ve altındaki kollojeni ortaya çıkartır. Fibrin ve trombositler bu kollojen üzerinde birikir ve bakteri içermeyen bir pıhtı oluşur. Özellikle ağız içinde bulunan bakterilerin kan dolaşımına girmesi ile burada enfeksiyon gelişir. Erken ameliyat sonrası endokardit cerrahi bölgenin, yapay kapakların veya yapay malzemelerin cerrahi işlem sırasında bakteriyel kirlenmesinden oluşur.
Belirtileri Nelerdir?
Endokarditin klinik belirtileri kalpteki enfeksiyonun olduğu bölge ve bakterinin tipine bağlı olarak değişiklik gösterir. Subakut yani bir süredir devam eden endokarditte haftalar-aylar boyunca devam eden ateş, kırgınlık, dalak büyümesi, kalpte üfürüm duyulması, kilo kaybı, gece terlemeleri görülür. Kalbin sol tarafını etkileyen endokarditte beyin, kol ve bacaklar, karaciğer, dalak, böbrekler ve nadiren koroner arterlerde pıhtı atımına bağlı tıkanmalar olabilir. Kalbin sağ tarafını etkileyen endokarditlerde ise akciğerlerde sorunlar olabilir.
Nasıl Tanılanır?
Endokardit tanısı her zaman kolay değildir. Kan kültürlerinde bakterinin üretilmesi endokardit için en önemli tanısal testtir. Hastaların bir kısmında endokardit olmasına karşın kanda bakteri üretilemez. Kardiyak ekokardiyografi endokardite ikincil gelişen enfekte olmuş pıhtıların görüntülenmesinde oldukça önemlidir. Bazı hastalarda daha iyi bir görüntü elde etmek için yemek borusundan ekokardiyografik inceleme yapmak gerekebilir. Endokarditten şüphe edilen çocuklarda tam kan sayımı, sedimantasyon, idrar incelemesi, karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır.
Nasıl Tedavi Edilir?
Hastalara damar yoluyla verilen antibiyotiklerle en az 4–6 hafta tedavi gerekir. Antibiyotik seçimi hastaya ve altta yatan kalp sorununa bağlı olarak değişiklik gösterir. Kalp cerrahisi endokardite bağlı kalp yetmezliği bulguları ağırsa veya pıhtı atılması varsa uygulanabilir. Bazı hastalarda tedavi büyük güçlükler gösterebilir.
Kimlerde Endokardit Olabilir?
Doğumsal veya kazanılmış birçok kalp hastalığı endokardit için risk oluşturur. Bunların dışında kalan kalp hastalıklarında risk oldukça düşüktür.
Endokardit için Yüksek Derecede Riskli Kalp Hastalıkları
- Daha önce geçirilmiş endokardit atağı
- Yapay kapak veya materyal kullanılmış olan hastalar
- Ameliyat edilmemiş morarma ile giden doğumsal kalp hastalıkları (şant veya konduitle tedavi edilenler dahil)
- Yapay materyalle cerrahi veya girişimsel yöntemlerle tedavi edilen hastalarda işlemden sonra ilk 6 ay içinde
- Cerrahi olarak tamir edilmiş yapay yama ve materyal yakınında sekel kalp problemi olan hastalarda
- Kalp nakli yapılmış olan hastalarda kapakta yapısal anormalliğe bağlı kapak yetmezliği
Endokarditten Nasıl Korunulur?
İyi sağlanmış diş hijyeni ve gingivitin önlenmesi önemli bir önleme stratejisidir. Bu nedenle çocuklara erken dönemde diş fırçalama öğretilmeli ve diş çürüklerinin önüne geçilmelidir.
Bazı girişimler sırasında kan dolaşımına giren bakterilerin ortadan kaldırılması için antibiyotik kullanılması gereklidir.
- Diş girişimleri; diş etleri, diş kökü, ağız mukozasında delinmeye neden olabilen diş girişimlerinde
- Solunum yolu girişimlerinde
- Cilt ve kas-iskelet doku girişimlerinde
- Genitoüriner ve gastrointestinal girişimlerde profilaksi önerilmemektedir.
Antibiyotikler Nasıl Kullanılır?
Korumada önerilen antibiyotikler işlemden 30–60 dakika önce tek dozda verilmelidir.