Kalp krizi riskini artıran 2 önemli risk faktörü var: Bunlardan birincisi "değiştirilemeyen riskler" olarak isimlendiriliyor. Genetik faktörler, yaş ve erkek olmak, bu ilk gruba giriyor. Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü olanlar ve erkekler, kalp krizi için daha büyük bir risk altında. Riskleri yaşla birlikte artıyor. İkinci risk faktörlerine ise "değiştirilebilen riskler" adı veriliyor. Bu risk faktörlerini azaltmak kişinin çabalarına bağlı. Sigara kullanımı, yüksek kan basıncı (hipertansiyon), diyabet hastalığı, kan yağlarının yüksek olması ve yüksek vücut ağırlığı, yani obezite, değiştirilebilir gruba giriyor. Ancak bu risk faktörlerinin tamamına sahip biri, en üst düzeyde kalp krizi riskini de beraberinde taşıyor. Bu nedenlerle kalp krizi geçirme riskini önceden öğrenmek oldukça önemli.
Kalp krizi riski toplumdaki bazı bireylerde daha yüksek görülüyor. Bu nedenle, tüm bireylerin risk analizine tabi tutularak yüksek riskli olanların belirlenmesi ve risk azaltıcı önlemlerin uygulanması hayat kurtarıcı olabiliyor.
Kalp krizinin temel belirtisi, göğüs ağrısı. Klasik hastada bu göğüs ağrısı şiddetli, baskı ya da basınç tarzında, ezici, sıkıştırıcı bir ağrı ve göğsün sol yarısında ya da göğüs kemiğinin altında hissediliyor. Ağrı sol kola, alt çeneye, sırta da yayılabiliyor. Daha nadir olarak sadece bu yayılma bölgelerinde de hissedilebiliyor. Özellikle yaşlı veya diyabet hastası olanlarda belirtiler farklı olabiliyor. Bu kişiler halsizlik, bayılma, nefes darlığı gibi belirtileri hissedebiliyor ve bu durumlarda da akıllarına kalp krizinin gelmesi gerekiyor. Tüm hastalarda sıklıkla soğuk ter dökme, bulantı, kusma gibi belirtiler de olabiliyor ve kalp krizi dışındaki tanıları akla getirerek değerli zamanın yitirilmesine yol açabiliyor.
Kalp krizinin belirtilerini bilmek, böyle bir durumla karşılaşan bireyin zaman kaybetmeden tıbbi bakıma ulaşabilmesini sağlıyor. Çünkü kalp krizinde erken müdahale çok önemli. Erken müdahale hem hayati riskin azaltılmasını hem de kalp kasının zarar görmeden kurtulabilmesini sağlayabiliyor.
Kalp krizi anında neler yapılmalıdır?
Kalp krizinin geçirilmekte olduğunun farkına varılmış ise ilk yapılacak şey hemen tam donanımlı bir ambulans ile mümkünse ´Kalp Krizi Merkezi´ olan bir hastaneye süratle ulaşmaktır. Ambulans beklenirken bir adet aspirin (160-300 mg dozunda ) alınmalı. Eğer kalp krizi hastada ´ani kalp durmasına´ yol açmış ise o zaman derhal suni solunum ve kalp masajı başlatılıp derhal ambulans çağrılmalıdır. Kalp krizi geçiren kişiler ambulans dışında bir taşıt ile (taksi,özel oto gibi) hastaneye taşınması, son derece tehlikelidir ve başkalarının hayatı için de risk oluşturur.
Kalp krizi tanısı hekim tarafından konulabiliyor. Bu tanı için en önemli iki bilgi, hastanın yakınmaları ve EKG'sinin değerlendirilmesiyle sağlanıyor. EKG bulguları tipik olarak kalp kriziyle uyumluysa ve hastanın yakınmaları da kalp krizine uyuyorsa, tanı konuluyor ve derhal tedaviye başlanıyor. Bazı durumlarda EKG bulguları belirgin olmayabiliyor. Bu durumda kalp kasının zarar görmesi sonucu kanda yükselen bazı enzimler ölçülüyor. Bu kan tahlilleri tanı koymada yardımcı olsa da, ancak belirli bir süre geçtikten sonra yükselmesi gibi bir dezavantajı bulunuyor. Bu nedenle uzmanlar ekokardiyografi ya da anjiyografi tetkiklerini isteyebiliyor
Tıkanan kalp damarları nasıl açılıyor?
Tıkanan kalp damarının açılması iki yöntemle olabiliyor. Bunlardan birincisi, pıhtı eritici ilaçların damar yoluyla verilmesi. Bu işlem koroner yoğun bakım ünitesinde uygulanıyor. Başarı şansı, tıkanan damarın anjiyoplasti ve stentle açılması yöntemine göre daha düşük olduğu için, acil anjiyo laboratuvarı ve ekibine ulaşmanın mümkün olmadığı durumlarda yapılıyor. İkinci ve daha etkin yöntem ise tıkanan damarın acil kalp anjiyosuyla belirlenip anjiyoplasti ve stentle açılması. Bu tedavi yöntemi yüksek başarı oranına sahip olsa da deneyimli ve hemen müdahale edebilecek bir ekip ve gerekli ekipmanlara ihtiyaç duyuluyor. Bu yöntemde kalp damarındaki tıkanıklık, kasık ya da el bileği damarından giriş yapılıp damar içerisinden kalbe ulaştırılan bir tel geçirildikten sonra bir balon yardımıyla gideriliyor ve tekrar tıkanmaması için stent denilen kafes benzeri bir materyal yerleştiriliyor. Bu şekilde damarın açılması, kalp işlevinin uzun vadede bozulması riskini önemli ölçüde azaltıyor.
Kalp krizi tanısı konulduktan sonra acil tedaviye başlanması gerekiyor. Bu tedavinin iki amacı var: Kalp krizi nedeniyle yaşam kaybını engellemek ve kalp kasının zarar görmesini önlemek. Kalp krizi nedeniyle olan ölümlerin en büyük nedeni, ölümcül kalp ritim bozuklukları. Bunlar kalp krizinin ilk saatlerinde daha çok görülüyor. Bu nedenle kalp krizi tanısı alan hastanın koroner yoğun bakım ünitesine yatışı yapılıyor. Burada kalp işlevleri makinelerle sürekli izleniyor ve olası bir düzensizliğe hemen müdahale edilebiliyor. Kalp krizi tedavisinde diğer önemli amaç, tıkanan damarın açılarak kalp kasının zarar görmesini engellemek. Eğer kalp krizinin ilk 1 saati içerisinde damar açıcı tedavi uygulanabilirse, kalp kasının zarar görmesi büyük ölçüde engelleniyor. Bu nedenle tedavide ilk 60 dakika “altın saat” olarak adlandırılıyor. Damar daha uzun süre tıkalı kalırsa, kalp kası geri dönüşsüz şekilde hasar görüyor ve hasta kalp krizini atlatsa bile uzun dönemde kalp yetmezliği gelişebiliyor. Bu ise uzun dönemli sağ kalım ve hayat kalitesi için çok olumsuz bir faktör
Kalp krizi sonrası bakım ve tedavi çok önemli. İkinci bir kriz her zaman çok daha büyük risk taşıyor. Bu nedenle hasta taburcu olmadan önce detaylı bir risk değerlendirmesi yapılıyor. Kalp krizine yol açan faktörlerin tümü gözden geçiriliyor ve bunları ortadan kaldırmaya yönelik girişim planlanıyor. Bu bakımda, yaşam tarzı değişiklikleri, rehabilitasyon, diyet danışmanlığı ve ilaç tedavilerinin yer alması gerekiyor. Bu aşamada hastanın hekimiyle yakın irtibatını kesmemesi, eğitim sürecini aksatmaması ve tedavisinin bir parçası olması gerekiyor. Kalp krizine yol açan etkenlerle yeterince mücadele edilmezse, kalp krizinin tekrarlama olasılığı yüksek. Sigaranın bırakılması, düzenli ve kontrollü biçimde egzersizlerin yapılması, uygun diyet ile ideal kiloya ulaşılması, yüksek tansiyon, diyabet hastalığı, kan yağları yüksekliğinin tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca verilen ilaç tedavilerine uyum sağlanması ve aksatılmaması da uzun dönem sağ kalımı ve yaşam kalitesini olumlu etkiliyor.
Kalp krizini atlattıktan sonra yapılması gerekenler nelerdir?
Kalp krizi tedavisi, hastanede 4-7 gün yatarak tedaviyi gerektiriyor. Bu tedavi bitiminden sonra kişi eve dönüp, günlük 5-10 dk´lık yürüyüşlere hemen başlayarak bu süreyi 1-2 hafta içinde iş hayatı ve cinsel yaşam dahil tamamen normal yaşama dönebiliyor.