Girişimsel yöntemler
Örümcek ağı ve retiküler varisler için skleroterapi ve/veya transdermal lazer tedavisi yapılıyor. Bu tedavinin ana amacı, estetik görünüm. Bu oluşumlar kişide ciddi anlamda bir sağlık problemi yaratmıyor. Transdermal lazer tedavisi genellikle kırmızı renkli, 1 mm. ve daha ince kılcal damarların tedavisi için kullanılıyor. Skleroterapi ise 1 mm.'den kalın lezyonların tedavisi amacıyla uygulanıyor. İki tedavi yöntemi birbirlerinin alternatifleri olmayıp daha çok birbirlerini tamamlayıcı tedaviler. Her iki tedavi de seanslar halinde yapılıyor. Hastanın hastanede yatması gerekmiyor.
Skleroterapi ne, nasıl yapılıyor?
Bu tedavi 80 yılı aşkın zamandır uygulanıyor. Skleroterapide çok ince iğneler aracılığıyla damar içine sklerozan madde enjeksiyonu (genellikle sodyum klorür) yapılıyor. Bu madde damar iç yüzeyinde hasar yaratarak damar duvarlarının yapışmasını sağlıyor. Yapışan damar artık içinde kan geçmediği için görünmez hale geliyor ve zaman içinde de vücut tarafından emilip yok ediliyor. Merak edilen bir konu da, bu damarları yok etmenin vücut için sakıncalı olup olmadığı. Bunlar normal insanlarda bulunmaması gereken ve bir fonksiyonu olmayan damarlar olduğundan, bunların yok edilmesi zararlı değil. Skleroterapinin her seansı genellikle 10-15 dakika sürüyor. Her seansta yok edilen damar miktarı damarların çaplarına, kullanılan ilaç miktarına ve hastanın genel durumuna göre değişiyor. Tedaviden sonra hastaya hafif basınçlı bir çorap giydiriliyor ve hastanın 15-20 dakika yürümesi isteniyor. Bu çorabın 3 gün boyunca banyo dışında sürekli giyilmesi gerekiyor. Tedavinin hemen sonrasında enjeksiyon yerindeki damarlarda kabarıklık görülüyor. Daha sonra bu bölgede morluklar ve nadiren de kabuklanmalar oluşuyor. Seanslar genellikle 1 hafta ara ile yapılıyor. Skleroterapi ile damar oluşumlarının % 60-80'i yok ediliyor. Kılcal damarlar 3-6 haftada, daha büyük damarlar ise 3-4 ayda yok oluyor. Hastaların yüzde 10'unda tedaviye yanıt alınamıyor. Bu hastalarda işlemin tekrarlanması gerekebiliyor.
Skleroterapinin yan etkileri neler?
- Büyük damarlarda yapılan tedavide, bu damarlar uzunca bir süre sert bir oluşum olarak cilt altında hissediliyor. Bunların yok olması 5-6 ay sürebiliyor.
- Kahverengi lekelenmelerden oluşan hiperpigmentasyon. Bunların geçmesi genellikle 3- 12 ay sürse de bazılarının yok olması iki yılı bulabiliyor.
- Enjeksiyon bölgesinde daha önce olmayan çok ince kırmızı renkli yeniden damarlanma. Bunlar genellikle 3-12 ayda kayboluyor. Eğer kaybolmazlarsa lazer tedavisiyle yok ediliyorlar.
- Çok nadiren bacakta ani şişlikle görülen derin damar pıhtılaşması.
- Çok nadiren enjeksiyon yerinde küçük ülser (yara) oluşumu.
Cerrahi tedaviler
Stripping
Bu klasik cerrahi tedavi yönteminde, kasık ve ayak bileğindeki kesilerden yararlanarak yüzeyel toplardamar boylu boyunca sıyrılarak çıkarılıyor. Genellikle ek olarak diz altı bölgede bulunan genişlemiş yan dallar (pakeler) 2-3 mm.'lik ayrı ayrı kesilerle temizleniyor. Bu işlem genel anesteziyle yapılıyor ve genellikle hasta bir gece hastanede yatıyor. Aynı gün ayağa kalkıp yürüyebiliyor. Hastaların bir hafta boyunca işe gitmemeleri öneriliyor. Bu tekniğin komplikasyonları arasında enfeksiyon, hematom (cilt altında kanama), derin damar pıhtılaşması ve yüzeyel sinir hasarına bağlı hissizlik, keçeleşme gibi yüzeyel his kusurları olabiliyor.
Damar içi termal ablasyon (Lazer veya radyofrekans)
Bu teknikte yüzeyel toplardamar içine bir iğne yardımıyla sokulan ve yüksek ısı veren bir kateter aracılığıyla, damar içeriden yakılarak kapatılıyor. Bu teknikte de ek olarak, varsa diz altı bölgede bulunan genişlemis yan dallar (pakeler) 2-3 mm.'lik ayrı ayrı kesilerle temizleniyor. Bu işlem lokal veya genel anesteziyle yapılıyor ve hasta aynı gün taburcu edilebiliyor. Hasta aynı gün ayağa kalkıp yürüyor ve birkaç gün sonra da ise başlayabiliyor. Bu teknikte de derin damar pıhtılaşması, hafif yüzeyel yanıklar ve his bozuklukları görülebiliyor. Ancak klasik cerrahi girisime oranla bu komplikasyonlar daha az gözleniyor.
Damar içi köpük skleroterapisi
Bu tedavi yöntemi de kılcal damarlarda kullanılan skleroterapiye benziyor. Ancak yüzeyel toplardamar içine enjeksiyon yapılacağından daha konsantre ilaç kullanılıyor. Bu tedavi yönteminde, genellikle kasıkta bir kesi yapılarak yüzeyel toplardamar derin damarla birleştiği yerde bağlanıyor. Sonuçları çok fazla irdelenmiş bir yöntem değil. Risk ve komplikasyonları diğer girişimlerle benzerlik gösteriyor.
Varisten korunmak mümkün mü?
Herhangi bir ilaç kullanarak varisten korunmak mümkün değil. Ancak; uzun süre ayakta kalmaktan kaçınma, hamilelikte düzenli koruyucu varis çorabı giyilmesi, düzenli yürüyüş yapma, aksamları yarım saat bacakları yukarı kaldırma, sıcaktan kaçınma, bacakları soğuk suyla yıkama, hormon ilaçlarından kaçınma, kilo almama gibi önlemler varisten korunmada yarar sağlıyor. Ayrıca piyasada çokça var olan krem, bitkisel ilaçlar ve alternatif yöntemlerin yararlılıkları bilimsel olarak saptanmış değil.
Toplardamarlarımızın görevleri neler?
- Atardamarlarımız kalbin pompaladığı temiz kanı dokulara taşıyor. Toplardamarlarımız ise dokularda kullanılan ve atıklarla yüklü kirlenmiş kanı kalbimize geri götürüyor.
- Atardamarlarımızın kalp gibi bir pompası varken, toplardamarlarımızın ne yazık ki bu kanı yukarıya gönderecek bir pompası yok. Toplardamarlarımız yerçekimine karsı gelerek bu kanı yukarıya taşımak zorunda.
- Her ne kadar bu damarlarımızda kanı yukarıya yönlendiren bir pompa olmasa da, yürümekle bu damarların etrafındaki adalelerimiz kasılıp gevşeyerek pompa etkisi yapıyor ve bu da kanın yukarıya pompalanmasına yardımcı oluyor.
- Aynı zamanda nefes almakla göğüs boşluğu içerisinde yer alan kalbimiz de vakum etkisi ile toplardamarlardan kanı kendisine doğru çekiyor. Nefes verdiğimizde ya da ıkındığımızda ise tam tersi bir etkiyle toplardamarlarımızdaki kan ters yöne doğru itiliyor. Toplardamarlarımız eğer düz bir boru olsaydı kan akımı bir aşağı bir yukarı olacak ve kanın yukarıya taşınması mümkün olmayacaktı.
- Toplardamarlarımızın içinde yer alan kapakçıklar bir çekvalf sistemi gibi görev yapıyor, yani kan yukarıya çıkarken bu kapakçıklar pasif olarak açılıyor ve kan yukarı hareket ediyor. Nefes verdiğimizde ise kan geriye doğru itildiğinden, bu kapaklara çarpıyor ve bu kapaklar kapanıp kanın geri kaçmasını engelliyor.
Toplardamarlarımızın yapısı
Bacak toplardamarlarımız yüzeyel ve derin olmak üzere iki gruba ayrılıyor.
Yüzeyel kısa ve uzun toplar damarlar
Bypass ameliyatlarında kalbe ve diğer damarlara takmak için kullanılan, yani bir çeşit yedek damarlar. Cildin hemen altında yer alıyorlar. Uzun yüzeyel damar, bacağın iç bölümünde ayak bileğinden kasığa kadar uzanıyor ve burada derin sistemle birleşiyor. Kısa damar ise ayak bileğinin dış tarafında, bacak arka bölümünü takip ederek diz arkasına dek uzanıyor ve derin sisteme dökülüyor. Varis en çok bu damarlarda görülüyor.
Derin toplardamarlar
Yandaş atar damarla birlikte derinde adale ve kemiklere bitişik duruyor ve gözle görülemiyorlar. Kirli kanın çok büyük bir kısmı bu damarlarla taşınıyor. Bu damar sisteminde en sık görülen hastalık, derin ven trombozu (DVT) dediğimiz pıhtıyla tıkanma ve iç varis olarak da bilinen kapak yetersizliği.
Tedavi olunmazsa ne olur?
- Varisli damarların büyük bir bölümü genellikle iyi huylu. Ancak çok ciddi varislerde (C2 ve üstü) ilgili bacakta dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ciddi problemler oluşabiliyor.
- Ağrı, dolgunluk hissi, uzun süre ayakta kalamama veya yürüyememe sonucu iş gücünde azalma ve yaşam kalitesinde bozulma.
- Özellikle ileri yaslarda kücük çarpmalarla olabilecek ciddi kanamalar.
- Tromboflebit diye adlandırdığımız damar içinde pıhtı oluşması. Bu durum genellikle yüzeyel damarlarda oluyor, ancak derin damarlar da etkilenirse akciğer embolisi gibi ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
- Oluşabilecek ülserlerin yol açacağı enfeksiyon ve yaşam kalitesinde bozulma.
- Çok ender de olsa ülserlerin kansere dönüşme olasılığı.
|